7.02.2010 Ucak..Santiago – Sao Paulo
Kaptan sofor anonsunu bitirdi hepimize rahatlamamizi kesin sag salim Brezilyaya varacagini soyleyerekten. Acaba bu bizi gercekten rahatlatmalimi yoksa boyle garip bir seyi ilk defa bu ucusta duydugumuz icin izin isteyip ucaktan inmelimi???
Patagonyayi geride birakip kipir kipir Brezilyaya gidiyoruz. Sao Pauloda Avustralyada birlikte calistigim Felipe yasiyor. Insan gittigi yerde tanidiklari olunca biraz daha rahat oluyor, bizde hic birsey ayarlamadan , ne yapacagimizi pek dusunmeden koltugumuza gomulduk ucuyoruz. Benim aklimda simdilik Capuera, Samba, estetik cerrahi (Brezilya encok estetik cerrahinin yapildigi ulkelerden biriymis…) ve Bossa Nova var. Daglar ve golleri arkada birakmak beni uzsede brezilyada agzimizda kesin bambaska tatlar biracak..
P. Montt dan Pucona otobusle gecisimiz olaysiz gecti ve burada El Refugio Hostelinde kalmaya basladik. Daha dogrusu Marcus kalmaya basladi ben bir gece kalip ilk gece tanistigim Nepalli Tamaro ile Arjantin sinirinda olan Volcan Lanin’i (3783m) tirmanmaya gittim.
Son 1000m vertikali buzul olan bu volkan icin Pucondan krampon, kask ve buz baltasi (belkide cekici???) kiralayip, yiyeyecek icecek alisverisinide tamamlayip otobusle geldigimiz Lanin Nasyonal parkindaki görevlilerden, eger yanimizda telsiz yoksa tirmanamayacagimizi duymak bizi sok etti. Turk kafasiyla arkadaslara el altindan cikulata, kurabiye felan bile vermemiz fayda etmedi. Mecburen etrafta telsiz aramaya basladik ve yakinlarda outran dag rehberi olarak calisan Pipi’den telsizini kiralayip ertesi gunu tirmanisa baslayacagimizi garantileyip Görevli arkadaslardan, kamp yerine yerlesip yine koyden aldigimiz sosisleri ateste yapip yanimizdaki ucuz sarapla mideye indirip, cadirlarimiza cekildik. Ertesi gunu saat 9 gibi dagdaki ilk kamp yerine (2800m) dogru tirmanmaya basladik.
5 saatlik tirmanistan sonra birazdaha assagida olan Askeri (dagin ortasindan Arjantin- Sili siniri geciyor) siginaklarida geride birakip beton uzerine ondulodan ucgn cati yapilmis dag korunagina vardik. PPark gorevlileri bu gece icin buranin bir grup icin ayirtildigini ve bizim cadirda kalmamizi ogutlediginden ben cadirimi kurabilecegim ruzgardan korunakli bir yer aramaya basladim. Volkanik daglarda oldugu uzere buradada yesil hic bir bitki olmadigindan bir siginak bulamayip taslardan 1 m yuksekliginde bir duvar orduk Tamaro ile cadirlarin cevresine.
Ertesi sabah saat 4 gibi tirmanisa baslamaya karar verip aksam yemegimizi yiyip ahesteden cadirlarimiza cekildik, ama ikimizde gunes batisini kacirmadik saat 10:30 gibi. Havada bir bulut bile yoktu ertesi gunu super olacak dedik ikimizde mutlulukla..
Gece ruzgar artmaya basladi ve saat 3:30 gibi kalktigimda cadirimi bagladigim kayalarin duvardan dustugunu hayretlerle gorup cadiri toplayip siginakta birakmaya karar verdim. Saat 4 gibi kahvalti etmistik ve yavastan ilk grup olaraktan kafamizda isiklarimiz tirmanmaya basladik. Bir saat kadar sonra buzula gelmistik bile burada kramponlarimizi takip elimizde baltalar belimizde ipler devam ettik tirmanmaya. Ruzgar artmaya baslamisti ama barometremizde pek bir degisiklik yoktu etrafta biraz bulutlar toplanmaya basladi bizde zirveye yaklasik 1 saatlik bir yuruyusumuz kaldiginda bir toplanti yapip acaba gerimi donsek yoksa devam mi etsek diye tartistiktan sonra vizzz gelir tirisss gider deyip devam ettik olumuza. Basadiktan yaklasik 5 saat sonra zirveye varmistik 1400m vertikali geride birakip, kendimizi ve birbirimizi kutlayip yanimizda getirdigimiz Rom’dan birer yudum alip fotograf felan cekip zirveden assagi ucmadan inise gectik. Diger guruplar geri donmeye karar vermisti ruzgardan herhalde, kimseleri goremedik inisimizde.
3 saat kadar sonra siginaga gelmistik bile gercektende diger grup yari yoldan geri donmustu. Bizde onlara cektigimiz fotograflari ballandira ballandira gosterip dudak issirttiktan sonra bugun Pucon’geri donecegimiz icin ahesteden assagiya dogru yeniden yola koyulduk. Buradan sadece sabah erken otobus vardi Pucona ve biz bir 7 saat kadar gec kaldigimiz icin iki sinirida yuruyerek gecicektik. Yine 6 km kadar yuruyup Siliye geri donduk ve sansimiza orada yol isi yapan iscilerin kamyonetine atladik.
Isciler arada durup gectigimiz gollerin ruzgardan dusen tabelalarini duzelttiler ve koyu bir sohbetten sonra en yakindaki koye Pucona giden minibuslerden birini yakalamayi basardik. Aksama Puconda 3 gunun kirini super bir dusla atmis, ustumuzu degismis, ak ve pak bir sekilde mangali yakmistik bile. Ertesi gunu termal havuzlarina gitmeye kavar verip misil misil uyuduk.
Termaller agrilarimiza sizilarimiza iyi geldi ve aksama yine tadi damagimizda kaldigi icin mangal yaptik. Ertesi sabahi yakindaki Cani parkina gidecektik buralarin en eski Aracuria ormanini ziyarete.
Aracuria Mapuci halkinin (Guney Amerikanin Inka ve Ispanyol etkisine karsi kendi gelenek ve goreneklerini korumayi basarabilmis en buyuk indigenious halk) kozalaklarini topladigi dunyanin baska hic bir yerinde yetismeyen cok yavas buyuyen garip gorunuslu ama bir o kadarda etkileyici bir agac turu.
Cani’ de bir gece iki gun kaldik ve bu sanki Dinazorlarin zamanindan kalmis gibi olan parki cok begendik. Santiagoya donme zamanimiz gelmisti artik bu sihirli yerleri geride birakip. 5 i gecesi otobusle Santiago de Chile’ye dogru yola ciktik. Orada esyalari yikayip, toparlanmak icin bir gunumuz vardi Brezilyaya gecmeden once. 6 si firt diye gecti v eiste simdi Sao Pauloya dogru ucuyoruz. Vay canina zaman ne cabuk geciyor ama 3 ayimiz kaldi kala kala. tuhh beeeee…
0 comments:
Post a Comment